Skip to the content

Bilimsel eğitime sahip olsun ya da olmasın artık herkes etrafındaki biyolojik çeşitliliği tanımak ve değerini anlayarak sahip çıkmak için gereken donanıma sahip. Yurttaş Bilimi sayesinde artık herkes bilimsel bilginin üretilmesine katkı sunuyor.

Günde toplam kaç saati akıllı telefon ya da bilgisayarınızın ekranı karşısında geçiriyorsunuz? Peki ya içinde yaşadığınız doğayı ne sıklıkta gözlemliyorsunuz? Örneğin, etrafınızda hangi bitki türleri yaşıyor, farkında mısınız? Ya da her gün etrafınızdaki canlı hayatı ile ne denli etkileşim halindesiniz?

Büyük oranda teknolojiye bağımlı modern yaşamımız bizi doğadan gittikçe daha fazla uzaklaştırıyor. Doğaya yabancılaşmanın getirdiği zararları artık daha sık duyar olduk; depresyon, dikkat dağınıklığı, stres, obezite… Yurttaş bilimi, bizi doğadan uzaklaştıran teknolojinin ta kendisini kullanarak doğayı keşfetmemize ve işleyişini anlamamıza yardımcı olan ve böylece ondan keyif almamızı sağlayan sistemdir. Akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve interneti kullanarak içinde yaşadığımız mekanın mimarı olan canlı çeşitliliğini tanımak ve anlamak artık herkes için mümkün. Doğa hakkında daha çok öğrenirken bir yandan da bilimsel bilginin üretilmesine ve doğanın korunmasına katkı sunmak da cabası...

Günümüzde doğa, hızlı nüfus artışı ve yoğun kentleşme ile her gün daha fazla probleme maruz kalıyor. Bu problemleri çözmek için doğanın işleyişi hakkında bol bol veri toplamamız gerek çünkü bilim gözleme dayanır. Ne kadar çok insan doğal süreçleri gözlemler ve onlar hakkında detaylı bilgi ortaya çıkarırsa bu süreçleri o kadar hızlı anlar ve problemleri o kadar hızlı çözeriz. Bugün doğanın karşılaştığı en büyük problemleri çözmek için etrafındaki canlıları tanıyan ve izleyen yurttaş bilimcilere yani sana ihtiyacımız var!

 

Neden Biyolojik Çeşitliliği Tanımaya İhtiyacımız Var?

Günlük hayatta tükettiklerinizi bir düşünün; gıda, giyim, barınma, ulaşım, ilaç… Bu tüketimin tamamı doğrudan ya da dolaylı olarak biyolojik çeşitlilik tarafından karşılanmaktadır. Biyolojik çeşitlilik, yaşayan tüm canlıların ve ekosistemlerin çeşitliliğini tanımlar; tür çeşitliliği, her bir türün gen çeşitliliği, habitat çeşitliliği gibi canlı ve cansız unsurlar biyolojik çeşitlilik kavramına dâhildir. Doğada bu canlı ve cansız varlıkların arasındaki etkileşimler nihayetinde bizim de faydalandığımız doğal varlıkları ve bu varlıklar arasındaki akışları oluşturur.

Biyolojik çeşitlilik tarafından sağlanan ve günlük hayatımızda kullandığımız hizmetler biyoçeşitlilik ekosistem hizmetleri olarak adlandırılır. Gıda, giyim, barınma ve ilaç gibi ekosistemlerden doğrudan türetip kullandığımız tedarik hizmetleri; erozyon kontrolü, su arıtma, iklim düzenleme gibi düzenleme hizmetleri; iyi olma hali, nesiller arası bağ, ruhaniyet duygusu gibi kavramları sağlayan kültürel hizmetler hiçbir bedel ödemeden ekosistemlerden aldığımız hizmetlerdir. Diğer taraftan bu hizmetlerin yokluğunda insan yaşamı devam edemez. Biyolojik çeşitlilik bu yönü ile yaşamın sigorta mekanizması olarak da özetlenebilir.

İnsan nüfusunun hızlı artışı, doğal varlıkların gereğinden fazla tüketilmesi, iklim değişikliği, habitat kaybı ve kirlilik günümüzde biyolojik çeşitliliğin karşılaştığı en büyük sorunlardandır. Azalan biyolojik çeşitlilik ekosistem hizmetlerinin de azalması demektir. Bu da geçim sıkıntısı, gıda güvenliği, göç, temiz suya erişim ve bunlarla ilişkili sosyo-ekonomik ve kültürel sorunların önünü açar.

Karşılaştığı büyük tehditlere rağmen biyolojik çeşitliliğin yok oluşunu yavaşlatmak ve sağladığı ekosistem hizmetlerini korumak yoğun doğa koruma çabaları ile hala mümkündür. Doğa koruma çalışmaları kabaca iki aktivite ile tanımlanabilir; sahip olunan biyolojik çeşitliliğin tanınması (örneğin, bilimsel çalışmalar ile envanterinin çıkarılması, sağladığı ekosistem servislerinin ve maruz kaldığı tehditlerin belirlenmesi) ve tanınan biyolojik çeşitliliğin muhafazasının garanti altına alınması (örneğin, karar vericileri de dahil ederek biyolojik çeşitliliği koruyacak mevzuatın oluşturulması ve sonrasında uygulanması).

Doğa koruma çalışmalarında bilimsel temel olmazsa olmazdır ancak koruma faaliyetlerini asıl aktif kılan bu bilimsel temele dayanarak hazırlanan ve uygulanan yasal düzenlemelerdir. Söz konusu yasal düzenlemeler tamamen insan temelli bir karar verme mekanizmasına dayanır. Dolayısı ile insanlarda davranış değişikliği yaratmadan, yani doğa koruma kavramının içine sosyal boyutu dahil etmeden, ne kadar güçlü bilimsel çalışma yapılırsa yapılsın doğa koruma çalışmalarını aktif kılmak mümkün olmayacaktır. Bu bağlamda ilgili davranış değişikliğinin yalnızca karar vericilerde değil, aynı zamanda karar vericileri etkileyecek toplumda da gerçekleştirilmesi önemlidir. Özellikle son yıllarda, insan faaliyetlerinin doğa üzerindeki yarattığı olumsuz etkinin coğrafi kapsamı ve şiddeti arttıkça sade vatandaşın doğa koruma sürecine ve karar alma mekanizmalarına katılımına giderek daha fazla ihtiyaç duyulmuştur.

Bilim insanları ve sade vatandaşın gerçek problemler üzerinde (örneğin çevre problemleri, bilimsel problemler vb.) birlikte çalışması modeli günümüzde yurttaş bilimi olarak adlandırılır. Biyolojik çeşitliliğin zarar görme hızının karşısında doğa koruma çalışmalarında halkın katılımını sağlamak yani yurttaş bilimini aktif kılarak veri toplama ve karar alma süreçlerini etkilemek bugün en etkili yöntemlerdendir.